5 Mart 2014 Çarşamba

DENİZLİ’ DEKİ KUVA-YI MİLLİYE VE MİLLİ MÜCADELE VE ÖNDERLERİ

DENİZLİ’ DEKİ KUVA-YI MİLLİYE VE MİLLİ MÜCADELE ÖNDERLERİ

MÜFTÜ AHMET HULUSİ EFENDİ:
13 Eylül 1861-22 Kasım 1931 tarihleri arasında yaşadı. Tahsilini Denizli, Kayalık Mahallesi’nde bulunan “ Müftüler Medresesi”’nde yaptı. Babası Denizli Müftüsü olan Osman Efendiden icazet (Onay,Diploma) aldı. Denizli’de medreselerde eğitim ve öğretimle meşgul oldu ve Sahan Müderrisliği’ne kadar yükseldi. 1918 yılına kadar Müftü Müsevvidliği (Taslak) yapan ve aynı yılda vefat eden kardeşi Osman Efendi’nin yerine Denizli Müftülüğü’ne tayin edildi.
Ege Bölgesinde, Kuva-yı Milliye ve Milli Mücadele hareketlerinin mihrakını teşkil eden Müftü Ahmet Hulusi Efendi, Yunan işgal ve istilasına karşı, 15 Mayıs 1919 tarihinde Denizli, Bayramyeri’nde ilk protesto mitingi yaparak “ Düşmana karşı koymak farz-ı ayındır.” diye fetva vermiştir.
Müftü Ahmet Hulusi Efendi, Kuva-yı Milliye Reisliği ile ilk mücadeleyi başlatmış, çok yararlı memleket müdafaası hizmetlerinde bulunmuş, kurtuluş savaşına birfiil iştirak etmiş, düzenli ordunun kurulmasını sağlamıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra gelişen siyasi olaylara karışmamış, ömrünü ibadetle geçirmiştir.

21 Kasım 1931 tarihinde vefat eden, Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendinin Mezarı İlbadı Mahallesindeki eski büyük mezarlığın kuzeyinde Mehmet Gazi Türbesi altında bulunmaktadır.

FAHRİ AKÇAKOCA AKÇA


Denizli Merkez Hallaçlar Köyünde doğdu. Babası Mehmet Bey köyün eşraflarından “Çopuroğlu” lakabı ile tanınan varlıklı bir aileye mensuptur. Ailenin büyük oğlu olan Fahri Bey, ilk ve orta okulu Denizli’de okudu.

Babası Denizli’de ticaretle uğraştığı için kendisinin yüksek tahsil yapmasına karşıydı. Okumayı çok sevdiği için babasını dinlemeyip Edirne Yüksek Öğretmen Okulu’na gitti. Bu sebeple babasıyla öğrenim hayatı boyunca dargın kaldığından tahsiline annesi yardımcı oldu. Öğretmenlik yapamadan 1. Dünya Savaşında Topçu Yedek Subay olarak alındı.

Güneydoğuda Fransızlarla yapılan savaşlara katıldı. Birliği ile esir düşüp Mısır’da esir kampına gönderildi. Esir Kampından serbest bırakılınca Denizli’ye döndü. Cesaret ve fedakarlığından dolayı Üsteğmen Rütbesi ile ödüllendirildi. Bu sıralarda İzmir’in işgal edilmesiyle birlikte Milli Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Garp Cephesinde yurt savunmasında bulundu.

Sakarya Savaşında yaptığı hizmetlerden dolayı “Akçakoca” adı verildi. Bundan sonra da Fahri Akçakoca Akça olarak anıldı.

Evlenip Denizliye tayin çıkarttı. Bir müddet Halkevi Başkanlığı görevinde bulundu. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalıştı. Fotoğraf Atölyesi, tiyatro ve sinemanın şehre gelmesinde önayak oldu. İl Daimi Encümenliği, İl Genel Meclisi üyeliği, Belediye Meclisi üyeliği görevlerinde bulunarak kendisini sosyal hizmetlere adamış iken 1939-1943 döneminde 6. Dönem Denizli Milletvekilliği görevine seçildi. Siyasi hayatında bir müddet CHP İl Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulunan Akçakoca’nın mezarı İlbadı Mezarlığında bulunmaktadır.

Kaynak: İl Turizm Müdürlüğü Web Sayfası










20 Şubat 2014 Perşembe

24 Mayıs 1919'da Sarayköy / Yakup Helvacılar

24 Mayıs 1919'da Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü Efendi ve Yurtsever Sarayköy Halkının Diyaloğu

24 Mayıs 1919 Çarşamba günü ilçemizin ileri gelenleri tarafından etrafa haber gönderilerek yapılan toplantıda yapılan görüşmeler ve bir and içimi ile ilgili bir hatırat.
Toplantıya katılan halk, Düşman çok yakında, bize ihanet etmişler, boşuna kardeşçe yaşamışız, haksızca yaptıkları her türlü tecavüzleri unutuyorlar, utanmadan da tak kuruyorlar, mücadele etmeliyiz. Fakat silah, cephane yok. Şeklinde konuşmalar yapılmakta iken Müftü Ahmet Şükrü Efendi karşıdan görünüyor. Müftü geliyor, müftü geliyor diye topluluk avazı çıktığı kadar bağırıyor.

Müftü Ahmet Şükrü Efendi gelerek meydanlıktaki Zincirlikuyu üzerine çıkarak gür sesi ile bağırıyor; “ahali ahali, boşuna konuşuyorsunuz, boşuna bekleşiyorsunuz, bilmiyorsunuzki kafirler kapımıza dayanmış, bizleri köle yapmak, vatanımızdan atmak istiyorlar.” Demesi üzerine; halkta “ Bizler bunu biliyoruz Müftü efendi, ne yapalım asıl sen bunu söyle” Müftü Efendide; “Aziz arkadaşlarım tek çare bizim için mücadeledir. Bu bizim üzerimize farz olmuştur. Taşlada olsa, sopa ilede olsa mücadele farzdır. Ahali düşmanın ayağı altında ne namaz kılınır, kılınan namazdan da ne hayır gelirki. Kısacası mücadele, mücadele. Eli silah tutan Şubeye koşsun, eli silah tutan Bayrağımız altına koşsun, cepheye arkadaşlarım, cepheye, ben ömrümü kafi görüyorum, kefeni boynuma, şehitliği göze aldım. “Topluluk: “Bizde her şeyi göze aldık hoca efendi”Müftü Efendi: “ Haydi öyleyse, hepimiz cepheye” diye bağırarak, durun ahali, aslan kızanlarım, sözümüzü yerine getireceğimizi and içelim”Topluluk: And içelim. Ne istersen yapalım.Müftü: Benim ağzımdan çıkanları sizlerde tekrarlayın.

“Vatan için, millet için, namus ve fazilet için, kefeni boynumuza, şehitliği göze aldık. Ölmek var, dönmek yok, sonuna kadar çarpışacağımıza and içiyoruz”

Andın içilmesinden sonra Halk cepheye gitmek üzere Hasköy ve Karataş istikametine koşmuştur. Müftü Efendi; “ Allah cümlenize vatan bağışlasın, kazanız mübarek olsun, koşun, koşun, durmayın, bende geliyorum” diye arkalarından bağırmıştır.

Kaynak: Emin Hayrettin Helvacılar (Not: Sarayköy Belediyesi Emekli Başkatiplerinden Yakup Helvacıların notlarından ve hatıratından yararlanılmıştır.)





KAHRAMAN NİNELERİMİZ ! DEDELERİMİZ ! - Ali Haydar ÇETİNKOL



KAHRAMAN NİNELERİMİZ ! KAHRAMAN DEDELERİMİZ ! ; VATAN SİZE MİNNETTAR / Ali Haydar ÇETİNKOL

MERHABA DEĞERLİ HEMŞERİLERİM ! ARKADAŞLARIM ! DOSTLARIM !..
İtalyan Muğla'da- Antalya'da ; Fransız Adana'da - Antep'te ; yunan İzmir'de- Ege'de ; İngiliz İstanbul'da ve her yerde ; Türkiye Avrupa'nın işgali altında... M.Kemal : " Geldikleri gibi giderler..." Avrupa'nın yazdığı Sevr'i yırtıyor, yanmış ve yok olmuş bir ülkede, 10 milyonu alfabesiz, 11 milyon nüfusa geleceğin umudunu aşılıyor... Ulusal Kurtuluş Savaşımız,heyacan verici, ibret alınması gereken BİR DESTANDIR... Kurtuluş Savaşı nasıl gerçekleştirildi ?.. 1911 Trablusgarp Savaşı, 1912 Balkan Savaşı, 1914 Birinci Dünya Savaşı , 1919 KURTULUŞ SAVAŞI ... 10 yıl savaştan sonra Anadoluyu bir düşünün ... Her cephede binlerce ŞEHİT ve GAZİ ... Halk yoksul ve yorgun ... Kurtuluş için bir kısım " aydın ! " ABD mandasını umut bağlarken ve bir kısım "saray çevresi" , İngiltere'nin barış önerisi getireceğini hayal ederken ; olayları doğru değerlendiren yurtsever kişiler ise " MİLLİ MÜCADELEYE" başlattılar-başladılar...M.KEMÂL'İN SAMSUN'A çıkışından 6 gün sonra ; 24 MAYIS 1919 ' da SARAYKÖY halkı da " DÜŞMANI " ilçemize sokmayacaklarına dair YEMİN etmişlerdir ... İlerleyen günlerde NAZİLLİ Yunanlılar tarafından işgal edilmişti .( 02.Haziran.1919 ) . Bunun üzerine MÜFTÜ AHMET ŞÜKRÜ EFENDİ başkanlığında SARAYKÖY halkı YEMİN EDER : " VATAN İÇİN , MİLLET İÇİN , NAMUS VE FAZİLET İÇİN , KEFENİ BOYNUMUZA , ŞEHİTLİĞİ GÖZE ALDIK . ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK . SONUNA KADAR ÇARPIŞACAĞIMIZA A N D İÇERİZ " . SARAYKÖYLÜLERİN " MİLLİ MÜCADELEYE " HEMEN katılışları manidardır !..Bütün yurtta Erkekler cephede... Cepheye silah vb. eşya KADINLARIMIZ tarafından ulaştırılır !.. Kağnılarıyla üstlendikleri "KUTSAL GÖREVİ " özveriyle yerine getirişleri DİKKAT çekicidir... Omuzlarına birer gülle yüklüyor , ÇOĞU KEZ TAPALARI BOZULMASIN YA DA ISLANMASIN DİYE ; ÇOCUKLARINI AÇIKTA BIRAKARAK , ÇOCUKLARININ ÖRTÜLERİYLE ÜZERLERİNE KAPATIYORLARDI !.. BİZİM KADINLARIMIZ : " ........... / Kadınlar/ bizim kadınlarımız / şimdi ayın altında / kağnıların ve hartuçların peşinde / harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi / aynı yürek ferahlığı / aynı yorgun alışkanlık içindeydiler./ Ve onbeşlik şarapnelin çeliğinde / ince boyunlu çocuklar uyuyordu./ Ve ayın altında kağnılar / yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru. " N.Hikmet. ...... BÜYÜK TAARRUZ -26 Ağustos 1922.... 9 EYLÜL 1922 KURTULUŞ...
KURTULUŞ SAVAŞI kazanılıp ; TÜRKİYE CUMHURİYETİ " ATEŞ SOFRASINDAN " geçilerek kuruluyor . KURULUŞ : 29 EKİM 1923 ...
G E L D İ K BUGÜNE ; BUGÜN CUMHURİYETİN 90.YILINI KUTLUYORUZ !
B A Ğ I M S I Z L I Ğ I MI Z I N DEĞERİNİ MAALESEF BİLEMEDİK !.. Ş E H İ T L E R İ M İ Z İ N kemiklerini sızlattık !..
" ........... / ŞEHİTLER / KUVAYI MİLLİYE ŞEHİTLERİ / SİZ TOPRAK ALTINDA DERİN UYKUDAYKEN DÜŞMANI ÇAĞIRDILAR / SATILDIK / UYANIN / BİZ TOPRAK ÜSTÜNDE DERİN UYKULARDAYIZ / KALKIP UYANDIRIN BİZİ / ŞEHİTLER / KUVAYI MİLLİYE ŞEHİTLERİ / MEZARDAN ÇIKMANI VAKTİDİR ... " - NAZIM HİKMET .
Öldürmekten daha kuvvetlidir " ÖLEBİLMEK " !..
VE buradan , daha da dikleşerek , dinmeden - dinlenmeden , dişe - diş dövüşe dövüşe yürümemiz gerekir ;
E M P E R Y A L İ Z M E ve İ Ş B İ R L İ K Ç İ L E R İ N E karşı !..
" ......... HAYIR PAŞALAR , HAYIR , HAYIR BEYEFENDİLER ' M A N D A ' YOK , YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM ... " diyerek
MUSTAFA KEMÂL , KURTULUŞ SAVAŞININ " İŞARET FİŞEĞİNİ " çakmıştır ...
TÜM YURDUMUZUN VE SARAYKÖY'ÜMÜZÜN " MİLLİ MÜCADELEYE " KATILIŞLARININ 94. , " ZAFERİN " 91. YILDÖNÜMÜNÜ , "CUMHURİYETİN" 90. YILINI TÜM İÇTENLİĞİMLE KUTLAR , ESENLİKLER DİLERİM !..
VATANIMIZIN KURTULUŞU İÇİN " ŞEHİT " DÜŞENLERİN , GAZİLERİN , EMEĞİ GEÇENLERİN ... AZİZ HATIRALARI ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİR , HEPSİNİ RAHMETLE ANARIM !..
GERİSİ HAYAT ...


27 Aralık 2013 Cuma

MİLLİ MÜCADELEDE SARAYKÖYLÜ KAHRAMANLAR / HASAN KALLİMCİ






Bu tanıtım kitapçığıyla; Araştırmacı - Yazar Hasan Kallimci Öğretmenimiz, Milli Mücadeledeki Sarayköylü kahramanlarımızın unutulmalarını önlemek, anımsanmalarına katkı sağlamak, hem de yeni kuşakların bilgilenmesini sağlamak adına değerli bir yapıt oluşturmuştur.

Klevye ve kalem tutan ellerinize ve emeğinize sağlık sevgili öğretmenim. Sağolun, varolun. Dostluk ve esenlik dileklerimizle.

23 Ekim 2013 Çarşamba

İSTİKLAL MADALYALI BİR YURTSEVER: GERALİLİ İSMAİL GİRGİN

İSTİKLAL MADALYALI BİR YURTSEVER: SARAYKÖY GERALİLİ İSMAİL GİRGİN DEDE / NAMI DİĞER iSMAİL ÇAVUŞ

Sevgili İsmail Dedemiz kurtuluş savaşımızda batı cephesinde komutanlık karargahında çavuş idi. Tabii ki Komutanıda büyük devlet adamı İsmet Paşamız.

Fotoğraf karelerinden 1,2 ve 4 no'lusu İsmet paşamızla birlikteki karelerdir. Fotoğraf kareleri yıllar sonraki bir karşılaşmalarının anısına, paşalarını ziyaret eden sevgili dedemizin o anının görüntüleridir.

İşte zaman tüneli bu olsa gerek, kimler gelip, kimler geçiyor. Zaman neleri yok edip gidiyor, silip de geçiyor. Memleketimin güzel değerlerinden bu fotoğraf karelerini dostlarla paylaşmayı, sevgili dedemizin anılarını canlı tutmak adına bir görev olarak kabul ettim. Işıklar içerisinde yatın siz değerli memleket insanları, vatan ve bu güzel ülkenin değerbilir insanları sizlere minnettar.

(İsmet ve Mevhibe İnönü. Nam-ı diğer İsmet Paşamız ve Kurtuluş Savaşımızda, O'nun Batı Cephesi karargah çavuşlarından Sevgili dedemiz Geralili İsmail GİRGİN-Ayaktakilerden sol başta).





21 Eylül 2013 Cumartesi

Katipzade Tahsildar Yusuf Efendiye ilişkin Hasan Kallimci ile yazışmalar / Atila Girgin




Tahsildar Yusuf Efendiye İlişkin Eğitimci-Araştırmacı Yazar Hasan Kallimci İle Yazışmalar:

Her şey bir ileti ile başladı. Değerli eğitimci yazar, sevgili hocamız Hasan Kallimcinin gönderdiği bir ileti sonrası aşağıda sizlere sunduğum gelişmeler ve yazışmalar oldu. Titiz çalışmalarından ve Sarayköy'ün yazılı tarihine ve Milli Mücadele günlerine ilişkin Sarayköylü Yurtseverlerin çalışmalarına katkı adına yaptıklarına şahsım adına teşekkür ediyor, bu ve benzeri çalışmalarında kolaylıklar diliyor, saygılar sunuyorum.

Tahsildar Yusuf Efendi, Sarayköylü kuvvacılardan, 1919' daki emperyalist işgale direnişin gönüllü önderlerinden bir yurtseverdi. Onlar, anadolu da ki uyanışın, şahlanışın yiğitleri , kuvvayı milliye hareketinin öncülleri idiler. hepsinin ruhları şadolsun, toprakları bol olsun, ışıklar içerisinde yatsınlar.

Bu belgeler, ileriki zamanda konuya ilişkin çalışmalar yürütecek kişi ve kuruluşlara katkı sağlamak adına kaleme alındı. Genç cumhurıyetin kuruluş döneminin hemen öncesi ve sonrası yıllara ilişkin Sarayköy'ümüzün toplumsal yaşamına dair önemsenen belge ve görüşleri sizlerle paylaşmak da diğer bir amacımızdı.

TBMM kararıyla istiklal Madalyasıyla ödüllendirilen Sarayköylü yurseverlerin isimleri aşağıda sunulmuştur. Yaşamlarını yurduna ve halkına adamış bu büyük insanları rahmet ve şükranla anıyoruz. Işıklar içerisinde yatsınlar. Anıları önünde saygıyla eğiliyorum

Kaynak: T. B. M. M. ZABIT CERİDESİ,Elli Altıncı İçtima,15 Şubat 1926 Pazartesi
(tutanaklar_TUTANAK_TBMM_d02_c022_tbmm02022056)

Sarayköyü Müftüsü Ahmet Şükrü efendi {Beyaz kurdeleli)
Saraköy Emin Aslan bey (Beyaz kurdeleli)
Sarayköy Rıza bey oğlu Hulusi bey (Beyaz kurdeleli)
Sarayköy Tavaslızade Ömer hey (Beyaz kurdeleli)
Sarayköy kazası Malmüdürü Hüseyin Avni efendi (Beyaz kurdeleli)
Sarayköy kazası tahsildarlarından Şefik efendi (Kırmızı kurdeleli)
Sarayköy kazasının Balâ mahallesinden marangoz Lütfi usta (Kırmızı kurdeleli)
Sarayköy kazasının Aşağı mahallesinden Kâtipzade Tahsildar Yusuf efendi (Kırmızı kurdeleli)

Sevgili Eğitimci-Araştırmacı Yazar Hasan Kallimci hocamızla yazışmalar ve Tahsildar Yusuf Efendiye ilişkin aktarılan bilgiler:

Hasan Kallimci
Atila merhaba, nasılsın? Gerali köyünden Tahsildar Yusuf Efendi'nin fotoğrafını paylaştın bir ara... Fakat hakkında bilgi vermedin. Sanırım Sarayköy Cephesindeki Milli Mücadele'de hizmetleri var. Hayatı ve bu yönü ile ilgili bilgi verirsen, Sarayköy kitabına alacağım. Tabii Sarayköylüler gruplarında da paylaşmanı beklerim. İyi akşamlar.

Atila Girgin
Sevgili hocam, Tahsildar Yusuf efendi aslen Sarayköy kökenli Hacıkatipler adlı sülaleden oluyor. Onunla ilgili bir blog'um var. Orada ayrıntı sundum. Ve hatta Sarayköyden kurtuluş evresinde savaşa katılanlara kırmızı şeritli , yönetsel olarak çalışanlarada beyaz şeritli istiklal madalyası verilmiş. Karara ilişkin meclis tutanaklarını içeren resmi gazetenin ilgili sayfalarınıda resim ve yazı formatında aktarmaya çalıştım. Yusuf Efendi annemizin dedesi oluyor. Geralili değil. Gerali kökenli olan rahmetli babacığım. Tahsildar Yusuf Dedemizle ilgili blogta yazdıklarım dışında fazla ayrıntı veremiyorum. Onu anımsaması gereken yakınlarımın çoğunu yitirmiş durumdayım. Halen hayatta olan 86 yaşındaki teyzeciğimiz bile onu anımsayamıyor. Onun dedemizin kucağında diğer torun Behçet Çakırla olan fotoğraf karesinde bile 1926 doğumlu teyzem Fatma Ünlütürk 3, Behçet ağabey 1 yaşında. Evlatlarının tamamı rahmetli olmuş durumdalar. O güzel anları ve yılları ve o mücadele günlerine ait ayrıntıları öğrenme şansımız artık yok. Kabri Büyük Mezarda Çınar ağacının yanındaki kulübenin hemen arkasında Necip Önderlerin mezarlarının bitişiğinde. Rahmetli Dedemiz, Hafize Ninemiz ve kızlarından Macide ve Haticenin mezarları bir arada. Mezar taşı üzerindeki eski yazı kitabeyi okutmak istedim.ve hatta fotoğrafınıda çekip eski yazı bilenlere okutmak istedim. Sarayköyde okumayı bilen çıkmadı. Bu eski Osmanlıca, yeni yazıyla anlamının ne olabileceğini bilemeyiz dediler. Ben yeni mezar taşıda koydurdum kabri başına, eski yazısıda özgün haliyle ayak ucunda dikili duruyor. O yazıdanda bazı ayrıntılara erişebilirmiyiz. O yazının dökümü konusunda yardımınız olursa sevinirim. Uğraşınızda kolaylıklar dilerim. Yazışmak ve görüşmek dileğiyle.

Hasan Kallimci
Atila, teşekkürler. Osmanlıca yazılı mezar taşının fotoğrafını bana gönderirsen, onu üniversitemizdeki sanat tarihçisi hocalarımıza okuturum. Yusuf dedenizle ilgili bilgilerin Sarayköy Yazıları kitabına girmesini isterdim; ne var ki her şey zamanında düşünülmüyor. Otuz- kırk yıl önce sen de bugünkü gibi düşünmüş olsaydın, nice hatıralar derlerdin. Keşke demenin faydası yok; hiç olmazsa bu bilgileri değerlendirelim. Milli Mücadele günlerinde, Ahmet Şükrü Efendi, Şeyh Tahir Mehmet Efendi, Adöv Ayşe gibi büyüklerle beraber Yusuf dedenizin de mezarı ziyaret edilmeli diye düşünüyorum. Belki Belediye önündeki meydana büstleri de dikilebilir zamanla... Tekrar teşekkürler, selamlar...

Hasan Kallimci
Atila, Yusuf dedenizin bir resmini ve mezarının resmini kopyalayıp kaydettim. Sayfadaki bilgileri de kaydettim. Ancak resimler küçük, büyütülmüyor. Sen orijinal haliyle gönderirsen resimlerin değerlendirilmesi ve özellikle mezar taşının okutulması kolaylaşır. Ah, bir de Milli Mücadele ile ilgili hatıralarından bir kısmı olsun kaydedilmiş olsaydı. Selamlar.

Atila Girgin
Sevgili Hocam, sevgili dost, iletilerinizi dikkate alarak, kısa sürede erişebildiğim değişik fotoğraf karelerini gmail ileti adresinize gönderdim. Umarım yararlı olacaktır. Benim Sarayköy'e geldiğim günlerde okutmaya beceremediğim o eski Osmanlıca yazının içeriğini bende çok merak ediyorum. Gerçekten önemsenecek, saygı duyulacak, Sarayköy için oldukça yararlı uğraşlar içerisindesiniz. Sağ olun, var olun. Benim içinde sürpriz olacak. Uğraşınıza saygı duyuyor, kolaylıklar diliyorum. Dost selamlarımla.

Hasan Kallimci
Sene 1337 El-merhûm ve'l-mağfûr Akkoz Oğlu Çerkes Abdullah Ruhuna fatiha.

Hasan Kallimci
Atila, ekte gönderdiği taşı PAÜ tarih profesörüne okuttum; taş Yusuf dedenin değil. gmail adresine bu bilgiyi gönderdim, ancak gönderilenler kısmına baktığımda göremedim. Ulaşması için bir de buradan gönderiyorum. Selamlar.

Hasan Kallimci
Gönderdiğin diğer Arap harfleri ile yazılı taşlar da aynı olmalı...

Atila Girgin
Sevgili hocam, işte sorun burada. İnanın dedemizin kabri diye 1926 doğumlu torunu teyzem Fatma Ünlütürk ile beraber Sarayköy mezarlığının altını üstünü getirerek , Hafize ninemiz, ve Hatice ve Macide büyük teyzelerimizin mezarlarını bulunca ve Ninemizin bitişiğindede bu mezarı bulunca mevcut kabrin dedemizin olabileceğini düşündük. Dedemizin 1928/29/30 yıllarından birinde öldüğünü Teyzem büyüklerinden aktarıyor, ama hepsi o kadar. “Evlatçığım bende o zamanlar 3 yaşlarındaydım, başka bir şey hatırlamıyorum” diyor. Sarayköy Nüfus idaresinden torunu olarak nüfus kaydını öğrenmek istedimse de, Belli bir yıl sonrası kayıtların bilgisayara aktarıldığı, öncekilerin tüm dosyalarının Ankara ya gönderildiği bilgisini aldım. Anlayacağınız Kütüğün Sarayköy de olmadığı söylendi. Ayrıca dedemiz 1930 yılı ve öncesinde vefat etmiş olduğundan, ve soyadı yasasıda o yıllarda henüz çıkmadığından dedemizin soyadı da yok diye düşünüyoruz. Yalnız 1950'li yıllarda vefat eden ninemizin mezar taşında yazıcı soyadını görünce, demek ki dedemizin mesleğiyle ilintili olarak, yasa çıkınca Hafize Ninemize böyle bir soyad verilmiş olmalı diye düşündüm. Yada dedemizin mezarı üstüne daha sonradan kaydını bildirdiğiniz rahmetli kişinin gömüsü konulmuş olabilir mi diye de düşünmekteyim bu bildiriminiz sonrası,ama bu da bildirilen tarih sonrası pek olası değil. Dedemiz ya burada ninemizden önce aynı yerde toprağa verilmiş olabilir ya da başka bir yerde olabilir ya da toprağın altında herhangi bir köşede sonsuz uykusundadır diye düşünmekteyim. Bu konuda Sevgili Sarayköylü dost ve hemşehrilerimizden yardımcı olanlar olursa tabiiki teşekkürlerimi şimdiden sunar yardımlarını beklerim. Sözün özü, zaman çok bilgileri, yaşam öykülerini ve anıları silip, süpürdüğü için, kişilerin tanıklığına başvurma şansım, hiç ama hiç yok. Değil Sarayköy halkı, öz yakınları bile bihaber olduktan sonra varın değerlendirin siz ötesini. Bizlerin unutkan bir toplum olmamızın en yakın kanıtlarını ben kendimde yaşamış, görmüş bulunuyorum. Sevgili hocam, katkınız için teşekkür ederim. Dedemizin resmi kayıtlardaki, meclis tutanaklarına geçen ender sayıdaki Sarayköylü Yurtsever arasında bulunuşunun kanıtı olan istiklal madalyası bile benim için bir onurdur. Bu tarihin belleğine yazılmış bir kere bu onur bizlere yeter diyorum. Yine ne üzücüdür ki, o onur madalyasının bile durumu mechul. , Halen 4 ve 5 . kuşak yakınları arasında yaptığım incelemede, değil madalya, dedemizden bile bihaber kuşaklar olduğunun üzüntüsünü yaşıyorum. Sizlere saygılar sunuyor, uğraşınız da kolaylıklar diliyorum.

http://tahsildaryusufefendi.blogspot.com/2013/09/tahsildar-yusuf-efendiye-iliskin.html

31 Mayıs 2013 Cuma

İSTİKLAL MADALYASIYLA TALTİF EDİLEN SARAYKÖYLÜ YURTSEVERKERİ DE KAPSAYAN “T.B.M.M.” KARARINA İLİŞKİN BAZI GÖRSELLER




İstiklal Madalyası Kimlere Verilmiştir?

15 Mayıs 1919dan 9 Eylül 1922 tarihine kadar süren Kurtuluş Savaşında cephede veya cephe gerisinde kahramanlık ve fedakarlık gösterenlere İstiklal Madalyası verilmiştir

20 Kasım 1920den itibaren 1926 yılına kadar, milletvekili, kuvay-ı milliyeci, PTT memuru, mülki amir ve askerlerden oluşan toplam 6920 kişi TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir 1968de 1005 sayılı yasanın (1 Mart 1968 tarihi itibariyle) kabulüne kadar geçen 47 yıl içinde 17557si subay-astsubay ve 77704ü erbaş ve er olmak üzere toplam 95261 kişiye İstiklal Madalyası verilmiştir.

İSTİKLAL MADALYASIYLA TALTİF EDİLEN SARAYKÖYLÜ KUVVAYI MİLLİYECİLERİDE KAPSAYAN “T.B.M.M.” MECLİS KARARINA İLİŞKİN TUTANAKLARDAN OLUŞTURULMUŞ GÖRSELLER:

Bölgemiz Kuvvayı Milliyecilerinden yurtsever önderlerimize TBMM tarafından madalya verilmesine yönelik meclis kararlarına ait tutanaklar ilişikte sunulmuştur. İyiki vardılar, varlıklaqrını bu yurt topraklarına ve halkımıza adamış bu büyük insanları rahmet ve şükranla anıyoruz. Işıklar içerisinde yatsınlar. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.