5 Ekim 2011 Çarşamba

Sarayköyde Milli Mücadele Etkinliklerinden Görsel Bir Sunu


SARAYKÖYDE MİLLİ MÜCADELE KARARININ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ

Sarayköy, 24 Mayıs 1962

SARAYKÖY’ÜN MİLLİ MÜCADELE KARARI ALDIĞI 24 MAYIS 1919 YILININ YILDÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİNİN CANLANDIRILDIĞI TÖRENDEN GÖRSEL BİR SUNU. Dönemin (24 mayıs 1962) Kaymakamın yazdığı Milli Mücadele senaryosu sergileniyor. Sazak dağındaki Yunan'ı Sarayköy'e sokmamak için and içiyorlar(Kaynak: Hasan Kallimci).

Oyuncular: Ömer Temiz, Rafet Taş, , Niyazi Hakan, Ömer Gültekin ve Tenekeci Ömer (Köylü) .

İbrahim Helvacu Dostumuzun paylaşımı:

Bu tarihi resimler için Orhan'a çok teşekkürler. Orhan’ın da tahmin ettiği gibi, bu resimlerin 24 Mayıs 1962 tarihine ait olduğunu sanıyorum. Gene Orhan’ın tanıdığı Niyazi Hakan ve Ömer Gültekin Hocalarımıza ek olarak ben de Rafet Taş Hocamızı tanıdım ve etiketledim. Fotoğraftaki mizansende hocalarımız ve canlandırdıkları kişiler hakkında düşündüklerim şöyle:

Din adamı kıyafetiyle Rafet Taş: Müftü Ahmet Şükrü Efendi
Bayrak tutan kalpaklı Niyazi Hakan: Sarayköylü bir Kuvvayı Milliyeci
Fes ve paltosu ile Ömer Gültekin : Belediye başkanı Hacı Salih oğlu Halil Efendi.
Sol baştaki ak sakallı yaşlının da Sarayköy halkından birini canlandıran Ömer Temiz Hocamız olduğunu sanıyorum.

O yılların Sarayköyünde görev yapmakta olan genç Cumhuriyet öğretmenlerinin, yüreklerinde taşıdıkları Milli Mücadele ve Cumhuriyet heyecanı ile bu mizansende bizzat görev almış olmalarını dikkatlerinize sunarım.. Milli Mücadele ruhunu, Kurtuluş Savaşını, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Cumhuriyeti biz öğrencilerine de ayni heyecanla aktaran tüm öğretmenlerimize ne kadar minnet ve saygı duysak azdır. Vatanımızı kurtaran kahraman büyüklerimize ve aramızdan ayrılan sevgili öğretmenlerimize rahmet diliyorum; ışıklar içinde yatsınlar.

2 Eylül 2011 Cuma

SARAYKÖYLÜ KUVVACILARDAN TAHSİLDAR YUSUF EFENDİ

Sizlere bu sayfada, rahmetli büyük dedem Tahsildar Yusuf Efendiyi anlatacağım.
İnanın elimizde onun soy ağacına ilişkin bilgi o kadar az ki, toplumsal belleğimizin ne kadar zayıf olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Tahsildar Yusuf Efendi; Sarayköy de Hacı Katipler lakabıyla tanınan sülalenin mensubudur. Büyüklerin aktardıkları bilgilerden 1880'li yıllarda doğduğu, 1920'li yılların ikinci yarısında vefat ettiği anlaşılmaktadır. 1920'li yıllarda, önce Hükümet konağı yakınında, önünde çınar ağacı bulunan bir çıkmaz sokağın girişindeki, sonraları Ferhatlar lakaplı aileye sattıkları evde yaşamıştır. Daha sonra Aşağı Mahalleye taşındıklarını öğreniyorum. Yusuf Efendi Hafize Hanımla evli olup, bu evliliğinden, Huriye, Şerife, Hatice, Macide ve Tevhide isimli beş çocuğa olmuştur.
Yusuf Efendinin kızlarından en büyüğü Huriye Hanımdır. Mustafa Ali Barut ile evliliğinden dünyaya gelen Fatma, Zinet , Zübeyde ve Halil İbrahim isimli dört çocuğu vardır. Yusuf Efendi çocukları,ve ilk torunları olan Fatma ve Behçeti çok severmiş. Diğer torunlarını göremeden 45'li yaşlarında hayata veda etmiş. Onlar için "Bunlar oğul balı, çok tatlı oluyor" dermiş.Huriye Hanımın ilk çocuğu Fatma( Remziye) Ünlütürktür. Cemal Ünlütürkle evlidir. Ünlütürkler, Sarayköyde iken Yıldıztepede oturmuşlar. Cemal Ünlütürk önceleri istasyon kahvelerini işletmiş, sonraki yıllar, aile İzmire taşınmıştır. Ünlütürklerin, Gülsevim, Gülseren ve Cahide adında 3 çocuğu vardır. İkinci çocuğu Zinet hanım olup, Hüseyin Girginle olan evliliklerinden Halit, Atila, Aynur ve Ayfer isimli dört çocukları olmuştur. Aile sonradan İzmire taşınmıştır. Üçüncü çocukları ise, Zübeydedir. Uzun yıllar Almanyada kalmış, orada vefat etmiştir. Ailenin son çocuğu Halil İbrahim olup, küçük yaşta vefat etmiştir.

Yusuf Efendinin kızlarından Şerife Hanım; tatlıcı( köfteci) Süleyman'ın ( Süleyman Çakır) eşidir. Çocuklarından anımsayabildiklerim, Behçet Çakır, Baki Çakır, Yusuf Çakır, kızları Özcan, Kamile, küçük yaşta ölen ikiz çocuklarından birisi Süleyman'dır.

Yusuf Efendi evlatlarından Hatice Hanım; Karahayıtlı Dişçi Ahmet'in eşidir. Oğulları Mehmet Ali, Kızları Güngör Hanımdır.

Yusuf Efendinin evlatlarından Tevhide Hanım;
Marangoz Koca Mustafa'nın (Dazkır) eşidir. Aile sonradan İzmire taşınmıştır. Çocukları; Nuran, Niyazi ve Mehmettir.
Yusuf Efendinin en küçük çocuğu ise, Macide Hanımdır. 20-22 yaşlarında yaşama veda etmiştir. Eşi Palaport Mehmet olarak biliniyor.

Sizlere Tahsildar Yusuf Efendiyi anlatmayı neden gerek duydum?. Yanıtım, çünkü onlar unutulmamalıdırlar ve daima anımsanmalıdırlar. Onlar, bizlerin yaşam kaynağımız olan bu ortamı bize sunan, bizleri bu günlere taşıyan yurtseverlerdir. Onlar yaşamlarını bu topraklar için hiç çekinmeden verebilen yurtseverlerdir.

Onlar; bu topraklara kan veren, can veren halk önderleri ve gönüllülerdir. Onlar; Batılı sömürgecilerin Güzel Yurdumuzu işgal ve parçalamalarına karşı duran, Anadolu insanını harekete geçiren, Anadolu da ki çoban ateşlerini yakan öncülerdir. Onların yaşama bakış ve örnek davranışları, geleceğimize ışık tutar diye bu satırları kaleme alıyorum.
Onlar, Anadolu da ki uyanışın, şahlanışın yiğitleri öncüleri idiler. Onlar, Anadolu da ki Kuvvayi Milliye hareketinin öncülleri idiler. Hepsinin ruhları şadolsun, toprakları bol olsun, ışıklar içinde yatsınlar.

Sizlere konuya ilişkin Eski Sarayköy Heyeti Milliye Başkanı ve Eski Aydın Cenup Cephesi Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Heyeti merkeziyesi üyelerinden Emin Aslan TOKAT’ın 01/03/1942 Tarihli yazılarının tamamını
http://saraykoyheyetimilliye.blogspot.com web sayfasından okumanızı önerirken, hepinize dost selamlarımı yollar, esenlikler dilerim.
Atila Girgin

………………………………………………………………
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edildiği gün, Vatansever Sarayköylüler pür heyecanla telgrafhaneye ve Belediyeye koşarak tamamlayıcı bilgi almak için gözler yaşlı adeta çırpınıyorlardı. Nihayet acı durum açıklandı. Halk çarşı meydanında kuyunun önünde miting halinde toplandı. Gizli gizli faaliyet çoktan başlamıştı.

Sonra alenen ve resmen milli kuvvetler ilk savaş kararını 24 Mayıs 1935 de burada verdi (1919) Kuyunun önündeki büyük meydanda Denizli'de olduğu gibi nutuklar verilerek işgal protesto edildi. Hemen ilk olarak Sarayköy'de bir “Heyeti Milliye” kurulmasına ve çete teşkilatı ile vatanın düşman istilasından korunması için savaşa başlamasına kat'i surette engin tarihinden ilham alarak şeref ve namus üzerine söz verilerek ve yemin edilerek karar verildi.
Teşkil edilen Heyeti Milliye müdafaa esaslarını tespit edecekti Bu heyet geniş yetki ile çalışmaya başladı. İlk heyeti milliye müftü Ahmet Şükrü, müderriz Hacı Halil Zade İsmail, Tokatlıoğlu Emin Aslan, Asaf AKMANSOY, Müderris Hacı Efendi Zade Fehmi efendi, Belediye Reisi Halil efendi, Doktor Salih Tevfik, Münir Alp, Tokatlıoğlu Mehmet İhsan, Yüzbaşı Zühtü beyler gibi fedakar yurttaşlardan teşekkül etmiştir.
Bu ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak için “Sarayköy Kazası Heyeti Milliyesi” artık candan bir feragatla ve bütün samimiyetiyle çalışıyor ve bu hususta halka ve civar kazalara da bu kutsal milli davaya iştirakleri için teller çekmek, heyetler göndermek suretiyle onları bu yüce ülküye doğru sevk ediyordu.
Fakat bir taraftan silahları ile İzmir'den Sarayköy'e kaçıp gelen subayların kırık maneviyatlarının halk üzerindeki menfi tesiri, bir taraftan da Saray ve İstanbul hükümetinin mücahitleri kandırıp mücadeleden vazgeçirmek için yaptıkları alçakça propagandaları, diğer bir taraftan da Yunan zulmünden korkarak “Teşkilatlı ve teçhizatlı Yunan Ordusuna karşı biz bu ufak çete kuvvetleri ile nasıl başa çıkabiliriz?” itirazları ile milli mücadeleye katılmak istemeyen bazı menfi ruhlu yurttaşlarla da ayrıca mücadele halinde idi. Bu menfi ruhlu yurttaşlar daha çok İstanbul hükümetinin ve halifenin miskin ve korkak tavsiyelerine kendilerini kaptırmışlardı.
İstanbul Hükümeti ve saray güya kendilerince bir ittihatçı manevrasından başka bir şey olmayan bu milli ayaklanmanın akıbetinin memlekete felaket getireceğinden , bu gibi faydasız ve lüzumsuz teşebbüslerden vazgeçilmesi, devletçe alınan bu husustaki teşebbüsleri bozmamak ve işi daha fazla azıtmamak için sükunetle hareket edilmesi ve gayrimüslim unsurlarla kardeşçe geçinilmesi hususundaki propagandalarına devam ediyorlardı.
Bilhassa bu tarihlerde dahiliye nazırı olan Ali Kemal' den mücahitleri ayaklanmadan vazgeçirmek için korkutucu telgraflarda geliyordu. Nihayet bütün teşebbüsleri ve tehditlerine rağmen mücahitleri ülkülerinden ve hareketlerinden ayıramayan saray, bir de heyeti nasiha göndermek suretiyle meseleyi güya kökünden halletmek istemişti.
Bu kutsal davada cidden takdirlere şayan bir kahramanlık ve heyecanla çalışıp etrafına ön ayak olmak şerefine bihakkın (hak ederek) layık olan ve bununla ebediyen iftihar edecek Gazi Sarayköy halkı ise, düşmanın taarruzistikametlerini çevreleyen Menderes tabii hududundan da faydalanmasını bildiklerinden, duçar (maruz kalmış) oldukları çok ağır maddi zararlar pahasına da olsa, topraklarının bı karışımı bile nihai zafere kadar düşmana çiğnetmemişlerdir.

Bu günlerde bir taraftan gönüllü celp etmek, bir taraftan da onları teçhiz hususunda işleri ve münakaşaları çoğalan ve önem kazanan Sarayköy Heyeti Milliyesi bünyesini kuvvetlendirmek ve muamelelerine daha çok resmiyet vermek maksadı ile içlerine daha kuvvetli bazı elemanlar almak ve inzibat teşkilatı kurmak suretiyle teşkilatını tevsi etmek zaruretini duydu. Hatta muamelelerinde ve evrakta sırf başkanın imzasıyla iktifa (yetinme) etmeyerek bir de kazdırılacak büyük bir resmi mühürle bütün muamelelerinde (işlemlerinde) heyeti milliyeyi bir kül halinde ilzam etmek için, evrakın resmi bir heyeti milliye mühürü ile mühürlenmesini muvafık (uygun olmak) ve lüzumlu gördü.Ve hemen “ Sarayköy Kazası Heyeti Milliyesi ” Adlı bir mühür kazdırıldı. Artık bundan sonra bütün emir ve kararların altına heyet huzurunda o mühür basılıyordu.
Bu mühürle heyeti milliye diğer kurumlarda olduğu gibi mesela başkanın şahsi diktasından kurtarılıyor , ona bir nevi hükmü şahsiyet verilmiş oluyordu. Bu mühürle mühürlü evrakta başkaca reisin imzası dahi olmasa ilgililere bir emir mahiyetinde tesir yapıyor ve muhtevası muhatabı tarafından tereddütsüzce tatbik ediliyordu.
Bu ilk kazdırılan tarihi ihtilal mühür ü ile mühürlü mazbata halinde bir belge sureti örnek olarak bu tarihçenin sonuna derce (içine alma-biriktirme) edilmiştir. Bu sarılıda iyi bir talih eseri olarak Sarayköy'ümüze Mithat İzzet adında, tecrübesiz olmakla beraber celadetli (yiğit),dürüst, çalışkan, ufak tefek boyda bir kaymakam Ankara hükümeti tarafından tayin edilerek vazifesi başına gelmişti.
Bu zat daima heyeti milliyenin bütün faaliyetini destekliyor ve binaneleyh bu suretle müşterek ve mütesanit çalışmada kazada her işte daima iyi neticeler alınıyordu.Mahalli hükümetle heyeti milliye teşkilatının bu mütesanit çalışması neticesinde “Bu zamanlarda artık işgal bölgelerinde Rumların ve Yunanlıların zulümleri çekilmez hale geldiğinden” Sarayköy 5 Heyeti Milliyesi mahallinde gönüllülerden teşkil edeceği müfrezelerle Nazilli'ye gece baskınları yaparak güzel Nazilli'yi kurtarmak ve oradaki islam ahaliyi düşman zulümlerinden korumak ve onları hürriyetlerine kavuşturmak için sürekli çete harpleri açmak suretiyle harekete geçmek kararını almıştı.
Sarayköy Heyeti Milliyesi'nin çok verimli ve heyecanlı, fiili çalışmaları müspet neticeler vermeye başladığı bu sıralarda Denizli müftüsü Ahmet Hulusi Efendi 'nin de Dinar'dan Denizli'ye avdet etmesiyle Denizli'de sukuneti bırakıp bir canlılık hareketi hissedilmeye başlamıştı.Bu sıralarda Sarayköy'de fiili olarak şu faaliyetleri görüyoruz.
Heyeti milliye tamamıyla kuvvetlenmiş ve serpilmiş, tehditlerini ve emirlerini kayıtsız şartsız ikaa muktedir (güçlü) adeta bir hükümeti muvakkate gibi dinamik bir otorite haline almıştı.
Evvela geniş mikyasta gönüllü toplamak icap ediyordu. Bu maksatla sağa sola memurlar ve heyetler gönderiliyor ve halkı bu yüce gayeye sevk edebilmek için her türlü zoru kullanarak müspet teşebbüslere girişiyordu.

Evvela, Sarayköy'de oturmakta olan Yüzbaşı Süleyman Bey kumandasında bir müfreze teşkili ile Nazilli'ye baskına gönderilmesi, heyeti milliyece muvafık görüldü. Bu yüzbaşı Süleyman bey müfrezesinde büyük bir feragat ve fedakarlıkla çalışan Sarayköylü gönüllülerden tahsildar Yusuf efendi, koca müftü oğlu Ahmet, Halit ve Ferhat efendiler, tahsildar Şefik efendi,tahsil memuru Avni efendi, ayakçıoğlu Ahmet Fuat Dülger, Ömer oğlu Lütfü usta, havuççu Ahmet, Tosunlar lı Yörük Hasan oğlu Halil, İmam oğlu Kara Halil , Hacı Başçavuş zade Ali oğlu Halil İbrahim, Hasköylü Hafız Ahmet efendi, Hacı Mollaoğlu Cemal, Kangır Mehmet çavuş oğlu Koca Hasan, Alaiyeli Hasan, Feslihan mahallesinden Salih onbaşı, Borazan Şaban oğlu Osman çavuş,Muhacır Ali Çavuş, Kızılhisarlı süvari Mustafa, Kozalı oğlu Esat, Hacı molla oğlu Ömer, palanın kel Mustan,Yörük Yusuf... vesaire gibi daha adldrını hatırlayamadığım kahraman mücahitlerimizden teşekkül eden bu müfrezeye, Tavaşlı oğlu Ömer bey' in Ahmetli ve Tosunlar köylülerinden mürekkep olarak teşkil ettiği otuz küsur atlı ve “Menderes Güneşi” ismini alan mücahit grubu ile 17/Haziran /1919 da Duacılı köyündenn Molla Bekir (bu zat sonradan Yörük Ali Efe nin Bekir emmisi olarak Yörük Ali Efe çetesinde çalıştığından, Denizli'de karargahında, şimdiki vali konağında, Yörük Ali Efe nin rakibi umum kumandan Demirci Mehmet Efe tarafından öldürülmüştür.) komutasında Kör Hasan, Koca Ahmet, Ahmet oğlu İsmail, Sansar Ali vesair köylülerden kürekkep diğer bir molla Bekir çetesi ile , sonradan Musa Efendi çetesi de ilhak(katma-katılma) ettiler Ve hepsi birleşerek Nazilli istikametinde yola çıkmak üzere hazırlandılar.
Daha önceden bu mücahit kuvvetler Sarayköy Heyeti Milliyesi'nce Teçhiz edildikten sonra çarşı meydanında kuyu önünde toplandılar.
Kendilerine kuyunun kenarında heyeti milliye namına Emin Arslan Tokat tarafından sureti aşağıda yazılı nutuk söylendi. “Sevgili hemşehrilerim, bugün aziz vatanımızı pis çizmeleri ile çiğneyen küstah bir düşmanı yurdumuzdan tard etme kararını vermiş bulunuyoruz. Siz kahramanlar da bu büyük ve milli davanın tahakkuku için silaha sarılmış bir halde hareke müheyyasınız. (hazırsınız) Şimdiden gazanız mübarek olsun. İnşallah sağlıkla gider düşmanı kovar ve yurdumuzu kurtarır ve milletimizi de kaybolan istiklaline tekrar kavuşturursunuz. Nazilli de düşman çizmeleri altında bin bir zulüm ve vahşi işkenceler altında inleyen dindaşlarımızı da kurtarır, onları da hürriyetlerine kavuşturusunuz ve pek yakında büyük başarılarla ve gazi olarak yine böylece sağ salim dönersiniz. Selametle gidin yiğit hemşehrilerim”
Bu suretle teşci (kutlanan) edilen Sarayköy mücahitlerinden teşekkül eden müfreze çarşı meydanında toplanan binlerle Sarayköylünün gözyaşları ve coşkun dua ve tekbirleri arasında uğurlandılar. Müfrezeyi teşkil eden ve esasen her biri birer eski muharip asker olan bu hemşehriler Ey Gazi marşını söyleyerek Nazilli istikametinde atlarına binerek hareket ettiler.


………………………………………………………….
SONUÇ : Aziz Türk Gençliği, tekrar ediyorum seni bu pürüzsüz Yurtta bu günkü şanlı varlığa ulaştıran büyüklerinin bu güzel durumu elde edinceye kadar bu alanda gösterdiği celadet ve kahramanlıklar görülüyor ki maddi ölçülere sığmayacak kadar geniş ve büyüktür.
Bu ihtişamlı varlığı meçhul şehitleri ve gazileri önünde saygı ile eğilelim.
Milletimizin o kara günlerinde kendilerine önderlik eden değerli büyüklerimize bin minnet bin şükran....
Türk genci, unutma ki, Atatürk ve İnönü Yurdu ve Cumhuriyeti sana emanet etti.
Bu Yüce emaneti omuzlarında daima kıvanç ile taşı, yükselt ve ecdadına layık olmağa çalış ve onunla ve ona müntesip olmakla da iftihar et.
“Ne mutlu Türk'üm diyene “ , Dünyalar durdukça var olsun Yüce Milletimiz..

Emin Aslan
TOKAT Eski Sarayköy Heyeti Milliye Başkanı
Ve Eski Aydın Cenup Cephesi Müdafaa-i Hukuk
ve Reddi İlhak Heyeti Merkeziyesi Üyelerinden
Sarayköy-Denizli 01/03/1942

.........................................................................
Sarayköyün İlk heyeti milliyesi:
Müftü Ahmet Şükrü,

Müderriz Hacı Halil Zade İsmail,

Tokatlıoğlu Emin Aslan,

Asaf AKMANSOY,

Müderris Hacı Efendi Zade Fehmi efendi,

Belediye Reisi Halil efendi,

Doktor Salih Tevfik, Münir Alp,

Tokatlıoğlu Mehmet İhsan,

Yüzbaşı Zühtü Bey

Sarayköylü gönüllüler: (Sarayköy direnişinin ilk öncüleri)
Tahsildar Yusuf efendi,

Koca müftü oğlu Ahmet,

Halit ve Ferhat efendiler,

Tahsildar Şefik efendi,

Tahsil memuru Avni efendi,

Ayakçıoğlu Ahmet Fuat Dülger,

Ömer oğlu Lütfü usta,

Havuççu Ahmet,

Tosunlar lı Yörük Hasan oğlu Halil,

İmam oğlu Kara Halil ,

Hacı Başçavuş zade Ali oğlu Halil İbrahim,

Hasköylü Hafız Ahmet efendi,

Hacı Mollaoğlu Cemal,

Kangır Mehmet çavuş oğlu Koca Hasan,

Alaiyeli Hasan,

Feslihan mahallesinden Salih onbaşı,

Borazan Şaban oğlu Osman çavuş,

Muhacır Ali Çavuş,

Kızılhisarlı süvari Mustafa,

Kozalı oğlu Esat,

Hacı molla oğlu Ömer,

Palanın kel Mustan,

Yörük Yusuf...vd.






11 Temmuz 2011 Pazartesi

Sarayköy Heyeti Milliyesi ve Milli Mücadelede Sarayköy VEYSİ AKIN


Sevgili Dostlar,

Sarayköy’ün ulusal kurtuluş mücadelesindeki yerine ilişkin önemli bir yapıtın adresini sizlerle paylaşmak isterim.

Edinmek isteyen dostlar için adresi ve diğer ayrıntıları fotoğraf karesinden edinmeniz mümkündür.

Adı geçen yapıttan daha önce bende yararlanarak Sarayköylü yurtseverlere ait bazı fotoğrafları ve bilgileri sizlerle paylaşştım.

Emeği geçen sevgili hocamıza bu güzel uğraşısı için sonsuz teşekkürler.

Dostluk ve esenlik dileklerimle.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

MİLLİ MÜCADELE ANITI





*************************************************
MİLLİ KUVVETLERİN RUHU DAİMA YAŞAYACAKTIR.
*************************************************
MİLLİ KUVVETLER İLK SAVAŞ KARARINI BU ALANDA VERDİ 24 MAYIS 1919 (1335 )
*************************************************
İSTİKLAL HÜR YAŞAMANIN İLK ŞARTIDIR.
*************************************************
TÜRK GENCİ, ATATÜRK, YURDU VE CUMHURİYETİ SANA EMANET ETTİ.
*************************************************

5 Nisan 2011 Salı

Sarayköyde Milli Kuvvetlerin Savaş Kararını Verdiği Meydan



Sarayköyde Milli Kuvvetlerin Savaş Kararını Verdiği Meydan-Sarayköy Çarşı Meydanı

8 Mart 2011 Salı

Sarı Zeybek - M. K. ATATÜRK

Sarı Zeybek - M. K. ATATÜRK

Atamız zeybeyi bir başka severdi. En sevdiği oyunlar arasındada zeybek oyunu vardı. O bizim sarı zeybeğimizdir. Onun kuvvayı milliyi örgütlemesinde efeler ve zeybeklerin katkıları önemlidir. Sevgili Atamızda bunun bilincindeydi. Zeybek halkın bağrından çıkmış, yiğitlik ve dürüstlük sembulü halk önderidir. İşte bizim Kemalimizde, yani Sarı zeybeğimizde bizim önderimizdir.

Fahir Atakoğlu müziği eşliğinde ATATÜTK'ümüzün fotoğraflarıyla oluşturulmuş görsel bir sunu.

Haydi iyi seyirler. Yaşamı ve Anıları bize önder olsun!...

Atatürkden Çiçek dersi ve Azınlıklar Meselesi

Atatürkden Çiçek dersi ve Azınlıklar Meselesi

Yavuz Donatın aktardığı bir anı, Atatürk'ün azılıklar meselesine yaklaşımıyla ilgili bugün de çalışmamız gereken bir ders niteliği taşıyor.. İşte o yazı...

Ne Mutlu Türküm Diyene

Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş:

- Hayırdır İsmet... Habersiz geldin.

- Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz... Ne diyorsunuz?

- İsmet bugün geç oldu... Yarın sabah erkenden gel, konuşalım.

İnönü çıkınca Atatürk "bütün görevlileri" toplamış:
- Sadece laleler kalsın... Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın... Derhal.

İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin "halini" görmüş ve "görevlilere" sormuş:
- Ne oldu böyle?

- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük.

Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş:
- Paşam, bahçenin durumu nedir?

- Azınlıkları söküp attım İsmet.
İnönü "anladım" dercesine başını öne eğmiş:
Atatürk:
- İsmet, ben "Ne Mutlu Türküm Diyene"
sözünü boş yere söylemedim... Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı... Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.

"Bunları" dün bize Ateş Ünal Erzen anlattı. "İnan Kıraç'tan dinledim" dedi. Belediye Başkanı Erzen, Ermenilerin "Sevgi Sofrası" adını verdiği kutlamalarda bu "olayı" anlatmış. Dinleyenler ağlamaya başlamışlar.


Ateş Ünal Erzen gittikten sonra İnan Kıraç'la konuştuk. "Evet, doğru" dedi.
İnan Kıraç'ın babası Ali Numan Kıraç "Atatürk'ün 6 yıl Amerika'da okuttuğu, Türkiye'nin ilk ziraat mühendisi." Atatürk onu "Atatürk Orman Çiftliği'ne müdür yapmış." "Anlattığımız olay", İnan Kıraç'ın bizzat babasından dinlediği bir olay.

Büyük Atatürk'ün "verdiği dersi" bugün hâlâ anlayamayanların olması ne kadar acı.
Neyse "vesile" oldu, İnan Kıraç'la "Atatürk'ü ve babası Ali Numan Kıraç'ı" saygıyla andık.

21 Şubat 2011 Pazartesi

M.K. ATATÜRK Diyorki Senin için yüksekliğin hududu yoktur



“Bu dünyadan göçerek Türk Milleti’ne veda edeceklerin çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara son sözü şu olmalıdır:

Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine, Türklüğün istikbâline ait ödevlerim bitmemiştir. Siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar edersiniz.

Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere durmadan tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedî olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk... Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.” (Mülkiyeliler’e hitabından, 11 Ocak 1935)

M. K. ATATÜRK Diyor ki Gerçekleri Bilen


“Gerçekleri bilen, kalbinde ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir değeri yoktur.”

(M. K. ATATÜRK - Büyük Nutuk)

30 Ocak 2011 Pazar

Gerektiğinde vatan için


“Gerektiğinde vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir.”

M. Kemal ATATÜRK – (Bütün Dünya Dergisi, Sayı: 2009/10- sh. 24)

Bu millet dava uğruna


“Bu millet dava uğruna kılı kıpırdamadan canını vermeye razı olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım.”

M. Kemal ATATÜRK – (Bütün Dünya Dergisi, Sayı: 2009/10- sh. 24)

Şahsi hırs değil, milli ideal, milli onur


“Milli Mücadelelere şahsi hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.”

M. Kemal ATATÜRK – (Bütün Dünya Dergisi, Sayı: 2009/10- sh. 24)